İran ile ABD arasındaki gerginlikler devam ederken, Tahran’dan dikkat çekici bir diplomatik adım geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Çin’in başkenti Pekin’de, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile bir araya gelerek önemli konuları ele aldı. Bu görüşme, ABD ve İsrail’in İran üzerindeki askeri ve siyasi baskılarının arttığı bir dönemde gerçekleşti ve Arakçi’nin çatışma sonrası Çin’e yaptığı ilk resmi ziyaret olması açısından da dikkat çekti.
İran ve Çin arasındaki iş birliği, özellikle Hürmüz Boğazı ile ilgili endişelerin artmasıyla daha da güçleniyor. Hürmüz Boğazı’ndaki olası kısıtlamalar, global enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açarken, Çin’in enerji ithalatının bu durumdan en çok etkilenecek unsurlardan biri olduğu belirtiliyor. Arakçi, görüşme sonrası yaptığı açıklamada, Çin’i “stratejik ve güvenilir bir ortak” olarak nitelendirerek, iki ülkenin iş birliğinin mevcut koşullar altında daha da derinleşeceğini vurguladı. Ayrıca, ABD ile “adil ve kapsamlı” bir anlaşmanın hâlâ mümkün olduğunu ifade etti.
Görüşmede, Çin tarafı bölgedeki gerilimin düşürülmesi ve Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilen enerji akışının kesintisiz devam etmesi gerektiğini vurguladı. Pekin yönetimi, uluslararası çağrılar doğrultusunda boğazdaki kısıtlamaların kaldırılması için destek vereceklerini bildirdi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in, İran üzerindeki baskıların azaltılması için Çin’in diplomatik rolünü artırma çağrısı, bu konudaki tartışmaları sürdürüyor.
Analistler, son dönemde Çin’in Orta Doğu’daki krizlerde daha aktif bir diplomatik aktör haline geldiğine dikkat çekiyor. Pekin, Washington ile yapılacak üst düzey temasların etkilenmemesi ve enerji akışının güvence altına alınması amacıyla daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Küresel enerji verilerine göre, İran petrolünün büyük bir kısmı Çin’e ulaşıyor; bu da Pekin’i hem ekonomik hem de jeopolitik açıdan bölgedeki en kritik aktörlerden biri haline getiriyor.