NBA yıldızı Jimmy Butler’ın film gibi hikâyesi: 13 yaşında sokağa atıldı, bir aile tüm yaşamını değiştirdi

NBA play-off Doğu Konferansı ilk tur eşleşmesinde sekizinci sıradan play-offlara katılan Miami Heat, normal sezonun en iyi takımı Milwaukee Bucks’ı 4-1 eleyerek büyük sürprize imza atmıştı. Miami Heat’te seri boyunca beş karşılaşmada, yüzde 44 üç sayılık ve yüzde 60 saha içi isabetiyle 37,6 sayı, 6 ribaund, 4,8 asist ve 1,8 top çalma ortalamaları yakalayan Jimmy Butler, NBA tarihine geçen performanslar ortaya koymuştu.

Tyler Herro ve Victor Oladipo’nun yokluğunda takımını sırtlayan Butler, özellikle dördüncü maçta kaydettiği 56 sayı ile NBA tarihinde bir play-off maçında en çok sayı kaydeden dördüncü oyuncusu olmuştu. Miami Heat ise NBA tarihinde sekizinci sıradan girerek birinci sıra takımını eleyen altıncı takım ünvanına erişmişti. 

Butler’ın taşıdığı Miami Heat, Doğu Konferansı yarı finalinde de New York Knicks karşısında 2-1 önde durumda. 

‘EVİ TERK ETMEK ZORUNDASIN’

Jimmy Butler’ın filmlere konu olabilecek hikayesi saha içinden ibaret değil. Çok yönlü oyunu ile gittiği her takımda eksikleri tamamlayan ve performansı üst seviyelere çeken Butler, NBA oyuncuları arasında en özel isimlerden biri.

Bugün parmakla gösterilen yıldızın hayat hikayesi ise yürek burkan cinsten. Biyolojik annesi tarafından 13 yaşında Teksas, Tomball’daki evlerinden kovulup sokağa atılan Butler, hayatta kalmak için büyük zorlukların üstesinden gelmiş bir isim.

Annesinin kendisine, “Görünüşünü beğenmiyorum, evi terk etmek zorundasın” dediğini söyleyen Butler, o dönemde gidecek bir evi, cebinde parası olmadan tek başına mücadele vermişti.

İşte NBA’in en değerli oyuncuları arasına adını yazdıran sporcunun zorluklara rağmen başarıya ulaşma hikâyesi…

EVDEN ATILDI HAYATTA KALMAK İÇİN KAPI KAPI DOLAŞTI

Teksas eyaletinin Houston şehrinde, 14 Eylül 1989 tarihinde dünyaya gelen Jimmy Butler, biyolojik ailesini hiç tam olarak tanımadı.

Yaşıtları okul, spor ve arkadaşlarına vakit ayırırken, 13 yaşında evinden ayrılmak zorunda kalan Butler, hayatta kalmak için kısa aralıklarla arkadaşlarının yanına yerleşiyor ve birkaç haftada bir başını sokabileceği yeni bir yer aramaya koyuluyordu.

Büyük mücadeleler sonucu girdiği kolej liginin ilk sezonunda tutturduğu 18,1 sayı ve 7,7 ribaund ortalamaları ile Wisconsin eyaletindeki Marquette Üniversitesi’ne basketbol bursu ile kabul edildi. Başarılı üniversite kariyerinin ardından 2011 NBA Draft’ına girdi ve Chicago Bulls tarafından 30’uncu sırada seçildi.

Fotoğraflar: AP

BULLS FORMASIYLA ÜÇ KEZ ALL-STAR SEÇİLDİ

6 sezon boyunca Chicago Bulls forması giyen ve 2014-2015 sezonunda, NBA’de En Çok Gelişme Gösteren Oyuncu Ödülü’nü kazanan Butler, takım tarihinde bunu başaran ilk isim oldu.

Chicago Bulls formasını taşıdığı süre içerisinde üç kez All-Star seçilmeyi başaran Butler, defansif özellikleri sayesinde de Chicago Bulls’da oynarken üç, toplamda da dört kez en iyi ikinci savunma beşine seçildi. Bütün bu sportif başarılarının ötesinde bir “peri masalını” andıran başarı hikayesi de basının yoğun ilgisiyle karşılandı.

Ne var ki 2011 yılında ESPN’den Chad Ford’a açıklamalarda bulunan Butler, geçmişiyle ilgili konuşmaktan hoşlanmadığını belirtiyordu.

“Anlattıklarımı yazacağını biliyorum ama senden rica ediyorum, insanların bana acıyacağı bir şekilde yazma” diyen Butler, sözlerine şu şekilde devam ediyordu:

“Bundan nefret ediyorum. Bunda üzülecek bir şey yok; başımdan geçenlerden memnunum. Beni ben yapan şeyler bunlar. Karşı karşıya kaldığım zorluklar için minnettarım. Lütfen insanların bana acıyan gözlerle bakmasına neden olma.”

BAŞARIYA GİDEN YOLDA BÜYÜK RESME ODAKLANIYOR

Mağdur olmadığını ısrarla tekrar eden Butler, “Bir zamanlar evsizdi” diye anılmaktan da son derece rahatsız.

Nitekim Ford’a verdiği röportajda, “Köprünün altından çok sular aktı diyen” yetenekli oyuncu, kimseye kızgın olmadığını, çocukluğunda yaşadığı zorlukları aştığını söylüyordu.

 Röportajdan önceki yaz Tomball’a gittiğini ve biyolojik annesiyle vakit geçirdiğini belirten Butler, “Annemle aram çok iyi; ben çok daha iyiyim” ifadelerini kullanıyordu.

Eski Jimmy’nin tamamen kişisel başarılar ve övgülerden ibaret olduğunu, ama artık bunun tam tersi amaçlar güttüğünü belirten Butler, kendini yoktan var eden bir sporcunun özgüveniyle “başarıya giden yolda büyük resme odaklanmak gerektiğini” vurguluyordu.

Butler, “Yeni Jimmy içinde bulunduğu koşulları yeni bir başlangıç olarak görmüyor” ifadelerini kullanıyordu.

Butler’a göre en zor olan şey, hayatıyla ilgili kararları tek başına almaktı. Diğer yandan annesi tarafından istenmese de lise antrenörleri ve basketbol severler tarafından her zaman takdir görmüş ve yalnız bırakılmamıştı. Herkes tarafından sevgiyle karşılanmak Butler’ın içindeki boşluğu basketbolla doldurmasına yardımcı oldu.

Miami Heat’te forma giyen Ömer Faruk Yurtseven, Türkiye’de meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenenlere yardımcı olmak amacıyla takım arkadaşı Jimmy Butler’ın imzalı formasını açık artırmada satışa çıkarmıştı. 

BUTLER’A CAN SİMİDİNİ ARKADAŞI UZATTI

Butler’ın hayatının merkezinde basketbol vardı ama yeteneklerini henüz keşfeden olmamıştı. Kendisinden ilk etkilenen, ne bir yetenek avcısı ne de bir basketbol antrenörüydü. 9’uncu sınıf öğrencisi Jordan Leslie, Liseler Arası Yaz Ligi’nde üçlük yarışmasında kendisine meydan okuyan Butler’ın yeteneklerini keşfeden ilk kişi oldu. İkilinin rekabetle başlayan ilişkisi sıkı bir dostluğa dönüştü.

Butler’ın durumu belliydi. Leslie, arkadaşını bilgisayar oyunları oynamak için sık sık aile evine davet ediyor ve yatıya kalması için ısrar ediyordu. Bu alaka Butler’ın hayatını değiştiren bir dönüm noktası oldu.

Leslie’nin annesi Michelle Lambert dört çocuklu bir duldu. Yeni evlendiği eşi de kendi çocuklarını eve getirmişti. Dolayısıyla ailenin maddi durumu bir hayli kötüydü. Bu nedenle, Leslie’nin üvey babası Butler’ın orada sadece birkaç gece kalabileceğini söylemişti. Ancak akşam oldu mu çocuklar, “Jimmy’nin kalmasını isteme sırası bende” diyor ve Butler’ı evden göndermiyordu.

Nihayet Michelle Lambert çocuklardan gördüğü baskıya boyun eğerek Butler’ın evde kalmasını kabul etti ama bir şartı vardı.

ÖRNEK BİR BİREY OLMA ZORUNLULUĞU

Butler’ın evde kalması için uyması gereken kurallar vardı. Lambert, Butler’a tüm derslere girmesini ve notlarını yükseltmesini zorunlu tutmuştu. Ayrıca ev işlerine yardım etmesi ve diğer çocuklara rol modeli olması gerekiyordu.

Chad Ford’a yaptığı açıklamada Butler ile yaptığı konuşmanın ayrıntılarına değinen Lambert, “O’na çocukların kendisini örnek aldığını söyledim. Bu nedenle evde kalmak istiyorsa başını beladan uzak tutmasını, ders çalışmasını ve örnek bir birey olmasını zorunlu kıldım. Jimmy ondan istediğim her şeyi soru sormadan yerine getirmeye başladı” ifadesini kullanıyordu.

Bu yardım elini örnek bir sporcuya dönüşerek değerlendiren Butler ise “Beni ailelerine kabul ettiler; bu sadece basketbolda iyi olmam nedeniyle de değildi. Bana karşı çok sıcakkanlıydılar; buna inanamıyordum” diyordu.

BAŞKA BİR OYUNCUYU İZLEMEK İÇİN GELDİ BUTLER’I SEÇTİ

Butler başını sokacak bir ev bulmuştu ama büyük kolejlerin dikkatini çekememişti. Lise son sınıfta 19,9 sayı 8,7 ribaunt ortalamaları yakalayan Butler, biraz da buruk bir şekilde evlerine yakın olan Tyler Junior College’dan kabul alabilmişti.

Keşfedilememiş olmanın yarattığı baskıya rağmen her geçen gün kendisini geliştiren Butler, Marquette Üniversitesi’nin koçunun gözünden kaçmamıştı. Başka bir oyuncuyu izlemek için maça gelen Koç Buzz Williams’ın dikkatini çekmeyi başaran Butler, akademik olarak da başarılı olan Marquette Üniversitesi’ne gitmeye karar verdi.

Ne var ki tüm zorlukları aştığını düşünen Butler’ın Marquette’deki hayatı da hiç kolay olmadı. Wisconsin’in ilik donduran soğuk havasına rağmen maddi zorluklar nedeniyle ince kıyafetleriyle okula gelen Butler’a bir darbe de Koç Williams’dan geldi.

Parkede yeteneklerini sergileyen oyuncunun, “yetersiz” olduğu bu kez de Koç Williams tarafından yüzüne vurulmuştu. Yıllar sonra Butler, Williams’ın kendisine söylediği ilk sözlerin, “Jimmy, çok kötüsün” olduğunu anlatacaktı Ford’a.

ONDAN NE İSTERSEM ONU ​​YAPMAYA HAZIRDI’

Ancak Butler bu tip zor durumlarla mücadele etmeye daha küçük yaşlarda alışmıştı. Ona göre, bir üniversiteye kabul almıştı ve burada çok çalışarak başarılı olmak kendi elindeydi. Butler, o günlerini, “Üniversiteye girmiştim ve ne yapıp edip iyi bir dereceyle mezun olacaktım. Hayalim ve amacım sadece buydu” diyerek anlatıyordu.

Butler’ın bilmediği şey, Koç Wiliams’ın da kendisine benzer bir karaktere sahip olduğu ve “Yetersizsin” sözünü hırslanması için söylediğiydi.

Williams da Teksas’ın kuzeydoğusunda bulunan Van Alstyne adlı küçük bir kasabadan geliyordu. 10 yıldan uzun bir süre asistan olarak çalışmış, Katrina Kasırgası’ndan hemen önce New Orleans Üniversitesi’nde kısa bir süre baş antrenör olarak görev yapmış ancak felaketten sonra başka bir üniversitede yardımcı koç pozisyonuna geri dönmüştü. Bir başka deyişle Marquette’te kanıtlaması gereken çok şey vardı.

Williams, ESPN’e yaptığı açıklamada, “Butler gibi oyuncuların odaklanmasını sağlamak zorundasınız. Çünkü ulusal bir ligde karşı karşıya kaldıkları durumun ardından ‘yetersiz olduklarını’ düşünüp saman alevi gibi yanıp tükenebilirler” diye açıklıyordu tavrını. Butler’ın da aynı durumla karşılaşmasından korkuyordu.

Butler’ın içindeki tüm yeteneği dışarı çıkarmaya kararlı olan Koç Williams, “Ona neredeyse insanlık dışı bir şekilde koçluk yaptım. Geçmişini biliyordum ve bu nedenle bir B planı, kaçış seçeneği yoktu. Ondan ne istersem onu ​​yapmaya ve çok daha iyi olmaya hazırdı” diye konuşuyordu röportajda.

Koç Williams, Butler’ın en iyi öğrencisi olduğunu biliyordu. Tahmin ettiğinden çok daha büyük bir potansiyele sahipti ve şutör guard olarak bunu bir adım öteye götürebilirdi. Williams, hırslanması için her fırsatta Butler’a yetersiz ve başarısız olduğunu söylüyordu. Bu psikolojik oyun Butler’ı fazlasıyla yıpratmıştı. O kadar ki genç oyuncu eve dönmenin eşiğine gelmişti. Neyse ki takım asistanları Butler’ın imdadına koştu ve ona ne kadar iyi olabileceğini hatırlattı.

‘HER TOPA SAHİP OLMAK İÇİN İNANILMAZ SERT OYNUYORDUM’

Butler, o günlerde yaşadığı baskıyı şu sözlerle anlatıyordu:

“Buzz, yanıma gelir ve ‘Pek iyi değilsin, bu adamı tutman mümkün değil’ derdi. Beni tetikleyen ve hırslandıran da buydu. İşte bu yüzden onu hayatımın geri kalanında ölümüne seveceğim. Çünkü beni harekete geçirmek için doğru zamanlarda doğru düğmelere basmasını bildi. Zor şartlar içinde bile olsa oyunu kazanmanın, katkıda bulunmanın ve nihayetinde kendi yolumu çizmenin bir yolunu bulmalıydım.”

Tüm olumsuzluklara rağmen Williams’ın kendisini oyundan çıkarmadığına dikkat çeken Butler, “Bu en iyi olduğum için değildi. Her topa sahip olmak için inanılmaz sert oynuyordum. Hücumda da savunmada da aktif roller üstlenmemin bunda bir payı olabilir. Ama şunu biliyorum hiçbir zaman en iyi oyuncu olduğum için değildi…” ifadesini kullanıyordu.

Butler’ın zamanla takım içindeki rolü de gelişti; Koç Williams’ın zor durumlarda kullandığı, sorumluluk almaktan kaçınmayan bir oyuncu haline dönüştü.

‘BUZZ, BİZE NE OLURSA OLSUN SONUNU GETİRMEYİ ÖĞRETTİ’

Butler, bugün NBA’in en atletik oyuncuları arasında yer alıyor. Bu özelliğinin gelişmesinde de Williams’ın katkısı büyük.

Zira Koç Williams, sabah 5.30’a koyduğu kondisyon antrenmanlarında oyuncularından rakip takımın koşu ortalamasının iki katını koşmalarını istiyordu. Butler’dan beklenen ise kendi takımın da iki katı koşmasıydı…

O günlere ilişkin anılarını anlatan Butler, bitiş çizgisine yaklaştığı bir esnada ayakkabılarının dikişlerinin patladığını ve birden yere düştüğünü söylüyor ve şöyle devam ediyordu:

“Ayakkabımın tabanı çıkmıştı. Yere düştükten sonra uzandığımı hatırlıyorum. Buzz’ın yanıma gelip ‘Aferin evlat, iyi koştun’ demesini beklerken ‘Başaramadın evlat’ dediğini hatırlıyorum. Kulaklarıma inanamadım. Ona, ‘Ayakkabım parçalandı ne yapmamı istersin?’ dediğimde, ‘Ona pek takılma, bütün turları en başından koşacaksın’ dedi.”

İlk bakışta empatiden yoksun gibi görünen bu diyaloğa dair Butler’ın yorumu bambaşkaydı.

“Buzz, bize ne olursa olsun sonunu getirmeyi öğretti” diyen Butler, röportajında, “Beni çok daha güçlü, çok daha iyi ve çok daha sert bir oyuncu haline getirdi. Topun saha içinde kalma şansı yokken o topu kovalamanız, yere kapaklanıp topu oyunda tutmanız gerekirdi” ifadesini kullanıyordu.

ÜNÜ YAVAŞ YAVAŞ YAYILDI AMA O OYUNUNA ODAKLIYDI

Koç Williams’ın yaklaşımına alışan Butler, oyununu her geçen gün geliştirdi ve dördüncü yılında istatistiklerini yukarı çekti. Sadece oynadığı oyuna odaklanan Butler, kendisini gözlemlemek için gelen NBA temsilcilerinden bihaberdi. Koç Williams da ona bu konuda bilgi vermemeyi seçmişti.

“Ben o dönem sadece takım olarak kazanmamıza odaklıydım. Hayalimin her zaman NBA’de oynamak olduğunu bilsem de ileriye yönelik plan yapmaktan korkuyor ve günübirlik yaşıyordum” diyen Butler’ın kolej kariyeri nihayet bitmişti. O gün yanında olan arkadaşları Butler’ın mezuniyet törenin hemen ardından deliler gibi ağlamaya başladığına şahit olacaktı.

NBA Draft’ı yani transfer dönemi gelip çattığında Butler, küçük bir odada ailesiyle birlikte kol kola sonuçları beklerken kaderinin nasıl şekilleneceğini merak ediyordu.

2011 Draft’ında 30’uncu sıradan Chicago Bulls tarafından seçilen Butler, ilk iki sezonunda kolejdeki kadar büyük işler yapamadı ancak sonrasında takımın içinde bulunduğu zor durumda kendisini kanıtladı ve dördüncü sezonunda All-Star seçildi. İki yıl boyunca Bulls’un en iyi oyuncusu olmasının ardından Minnesota Timberwolves’un yolunu tuttu. 2018 yılında Philadelphia 76ers’a gitti ve son olarak 2019’da Miami Heat’in formasını sırtına geçirdi.

‘HER SORUNUN ÜSTESİNDEN GELEBİLECEĞİMİ BİLİYORUM’

İkinci annesi olarak gördüğü Michelle Lambert’e çok şey borçlu olduğunu söyleyen Butler, “Bana her şeyin mümkün olduğunu öğrettiler. Hayatım boyunca en yakınımdaki insan da dahil olmak üzere insanlar bana kuşkuyla baktı. Lisede basketbol oynamak için çok kısa ve yavaş olduğumu söylediler. Benim hikayemi bilmiyorlardı. Bilselerdi her şeyin mümkün olduğunu da bilirlerdi” dedikten sonra şunları ekliyordu:

“Küçük bir kasabadan çıkan böyle bir çocuğun kolejde iyi bir oyuncu olacağını ve NBA’de draft edileceğini kim tahmin edebilirdi? Temel motivasyonum işte bu. Her sorunun üstesinden gelebileceğimi biliyorum.”

“Basketbolcu olarak insanların benim hakkımda ne düşündüğünü umursamıyorum. Umursadığım şey bir insan olarak benim hakkımda neler düşündükleri. Hiçbir zaman kötü bir davranışta bulunmak istemiyorum. Herkesin mutlu olmasını, herkesin birbirine saygı göstermesini istiyorum. Çünkü birçok insan bana bunu öğretti.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*